Kelebek Magazin

Nilüfer Aydan’ın dansçılıktan oyunculuğa uzanan sanat hayatı

Kariyerine dansçı olarak başlayan ancak Zeki Müren’in ‘Altın Kafes’ filmindeki rolüyle yıldızı parlayınca adım attığı Yeşilçam’ın aranan …

Kariyerine dansçı olarak başlayan ancak Zeki Müren’in ‘Altın Kafes’ filmindeki rolüyle yıldızı parlayınca adım attığı Yeşilçam’ın aranan oyuncularından birisi haline gelen Nilüfer Aydan, 67 yıldır beyaz perdede sanatseverlerle buluşuyor.

Dans gösterileri yaptığı sırada 1955 yılında ‘Yörük Ali’ filminde küçük bir rol alan Nilüfer Aydan üç yıl sonra ise Zeki Müren, Sezer Sezin, Münir Özkul ve Sadri Alışık gibi oyuncuların yer aldığı ‘Altın Kafes’ filminde oynadı. Bu film ile üne kavuşan Aydan, sonraki yıllarda ‘Eğreti Gelin’, ‘Çökertme’, ‘Öksüzler’, ‘Yalı’, ‘Cilalı İbo Yıldızlar Arasında’, ‘Yasak Aşk’, ‘İlişki Durumu: Karışık’ gibi yapımların da aralarında bulunduğu 90’dan fazla projede yer aldı.

Deneyimli oyuncu 2000 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘Renkli Türkçe’ filmindeki rolüyle ‘En İyi Yardımcısı Kadın Oyuncu’, 2014’te ise Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘Yaşam Boyu Onur’ ödüllerine layık görüldü.

“GECELERİ UYUYAMIYORDUM”

Gerçek adı ‘Aydan Canbula’ olan, çeşitli dizi ve filmlerde rol almayı sürdüren 82 yaşındaki Aydan, 67 yıllık sanat hayatını anlattı.

İlk eşi Yılmaz Duru ile önce İstanbul’da ardından Amerika’da dans gösterileri yaptığını belirten Aydan, profesyonel sinema oyunculuğuna ise 1958’de ‘Altın Kafes’ filmiyle adım attığını söyledi.

‘Altın Kafes’ filminde oynaması için teklif geldiğinde çok heyecanlandığını dile getiren Aydan, “Çok gencim, Zeki Müren, Sezer Sezin çok meşhur, onların bulunduğu filmde yer alacağım. Geceleri uyuyamıyordum, kalbim çarpıyordu. Ama hiçbir zorluk çekmedim, birden bire yıldızım parladı” dedi.

Aydan, 1961’e kadar hem dans ettiğini hem de çeşitli filmlerde rol aldığını, yönetmen Halit Refiğ’in ‘Yasak Aşk’ filminde Efgan Efekan ile başrolü paylaştığını ifade etti.

Bu dönemde ilk eşi Duru’dan ayrıldıktan sonra Refiğ ile hayatını birleştirdiğini kaydeden Aydan, 1969’a kadar çok sayıda filmde rol aldığını, üçüncü eşi iş insanı Yücel Yılmaz ile evlenmesinin ardından oyunculuğa 1983’e kadar ara verdiğini dile getirdi.

Hem eşinin işi nedeniyle Mersin’e gittiğini hem de 70’li yıllarda sektörde yaşanan açık filmler nedeniyle sinemadan uzak kaldığını anlatan Aydan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“En güzel yaşlarımda sinema yok. 24 ile 40 yaş arası sinemada ben yokum. 40 yaşından sonra tekrar başladım. Para kazanabileceğim yer sahneydi ve sahneye çıktım, arkasından dizi ve filmler geldi. 70’li dönemlerdeki filmler kadın seyirciyi kaçırdı. Arkasından televizyon çıktı, seyirci sinemadan uzak kaldı. Ama ben ‘halkımız dışarıda sinemada film seyretmeyi sever, eninde sonunda dışarı çıkacaklar’ dedim. Sinema şu anda iyi duruma geldi, aklı başında insanların eline geçti.”

“YAŞLIYIM AMA İHTİYAR DEĞİLİM”

Nilüfer Aydan, kariyeri boyunca sadece dans ve sinemayla uğraştığını, tiyatro sahnesinde hiç yer almadığına belirtti.

Tiyatronun da çok önemli olduğunu ancak her şeyin anlık yaşandığını vurgulayan Aydan, sinemanın ise yıllar geçse de kalıcılığını sürdürdüğünü kaydetti.

Sinemayı dizilerden ayıran Aydan, “Sinema ve dizi tamamen ayrı bir şey. Dizi ticari maksatla yapılan biraz fabrikasyon iş, dizide oynayan bazı arkadaşlarımızı dizideki ismiyle hatırlarlar ama biz Yeşilçam oyuncuları, sinemacılar kendi isimleriyle hatırlanır. Sinema kalıcıdır, sanatların en mükemmeli” diye konuştu.

Aydan, hayatında çok pişmanlıkları olduğunu ama asla şikayet etmediğini dile getirerek, “Yaşamayı, yaşanmışlıkları seviyorum. Yaşlıyım ama ihtiyar değilim. Ölene kadar da ihtiyar olmayacağım” ifadelerini kullandı.

“OYUNCULARIN ESTETİK YAPTIRMASINA KARŞIYIM”

Her diziyi seyretmediğini, seçici davrandığını söyleyen Aydan, oyuncuda estetiğe de karşı olduğunu kaydetti.

Bazı oyuncuların burnunu, dudağını yaptırarak birbirlerine benzediğine dikkati çeken deneyimli sanatçı, “Bir oyuncu estetik yaptırmamalı. Yaşlanır, bir yerleri sarkar, onları toplatır ama burun değiştirmeyi, dudak yaptırmayı asla kabul etmiyorum. Estetiksiz beğendiğim oyuncular var” dedi.

Altın Portakal’ın Türk sineması için de son derece önemli olduğuna işaret eden Aydan, festivalin yönetmen Behlül Dal’ın girişimleriyle başladığını belirtti.

İlk yıllarda İstanbul’da Antalya Portakal Gecesi yapıldığını anlatan Aydan, “Film alanında yapılan Türkiye’deki ilk ve köklü bir festival.” ifadesini kullandı. (AA)

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ