Kelebek Magazin

Karaciğerdeki gizli tehlikeye dikkat!

Ülkemizde her 3 kişiden birinde karaciğer yağlanması görüldüğünü belirten Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koruk ‘Belirti vermediği için …

Ülkemizde her 3 kişiden birinde karaciğer yağlanması görüldüğünü belirten Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koruk ‘Belirti vermediği için sinsice ilerleyen bu hastalık karaciğer hücrelerinde harabiyete yol açarak siroz ve karaciğer kanserine neden oluyor’’ dedi.

Karaciğer yağlanması, alkol ve alkol dışı nedenlerle ortaya çıkan, karaciğerde yağ birikiminin artmasıyla ilişkili ciddiye alınması gereken bir hastalıktır. Son yıllarda karaciğer nakli yapılan hastalara bakıldığında yağlanmaya bağlı gelişen karaciğer sirozundan kaynaklı nakil oranının hızla arttığına dikkat çeken Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koruk, ‘’Önümüzdeki 10 yıl içinde karaciğer nakli yapılan hastalarda en sık nedenin karaciğer yağlanması olacağı öngörülüyor” dedi ve bu ciddi hastalıkla ilgili bilinmesi gerekenleri şöyle anlattı…

Prof. Dr. İrfan Koruk

NASIL ANLAŞILIR?

Karaciğer yağlanmasının direkt olarak yol açtığı özel bir bulgu yoktur. Sıklıkla genel sağlık taramaları sırasında yapılan incelemelerde tesadüfen tespit edilir. Hastalığın tanısına yönelik en önemli yöntem karaciğer ultrasonografisidir. Karaciğer yağlanması tespit edilen kişilerde ileri tetkik olarak yapılacak bazı kan testleri ile yağlanmanın hücresel etkileri araştırılarak takip protokolü belirlenir. Hastalar tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, insülin direnci gibi hastalıklar açısından da incelenmelidir. Sınırlı sayıdaki hastada ileri tanı amacı ile karaciğer biyopsisi gerekebilir.

Siz de risk grubunda olabilirsiniz

Yağlı karaciğer hastalığında metabolik faktörler oldukça önemlidir. Özellikle fazla kilolu olmak, insülin direnci, şeker hastalığı varlığı, kan yağlarının yüksek olması, kalp hastalığı varlığı gibi durumlarda karaciğer yağlanması sık görülür. Aynı zamanda yağlı karaciğer hastalığı olanlarda kalp ve damar hastalığı görülme oranı da yüksektir. Karaciğer yağlanması, karaciğer iltihabı, siroz ve karaciğer kanserine kadar birçok ciddi hastalığa yol açabilir.

Ülkemizde neden bu kadar yaygın?

Obezitesi olanların yüzde 75-80’inde, diyabet hastalarının yüzde 60-70’inde, kolesterol yüksekliği olanların yüzde 70’inde yağlı karaciğer hastalığı saptanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre ise ülkemiz Avrupa’daki en yüksek obezite oranına sahip ülkedir. Obezite ve diyabet sıklığının fazlalığı, doğal olarak yağlı karaciğer hastalığının da artmasına sebep olmaktadır. Ülkemizde yapılan tarama çalışmalarında, karaciğer yağlanması sıklığı yüzde 48-60 arasında saptanmıştır. Yani her üç kişiden birinde karaciğer yağlanması mevcuttur. Bu oran ile ülkemiz dünyada en çok yağlı karaciğer hastalığı görülen ülkeler arasına giriyor. Toplum genelinde normal kilolu bireylerin yüzde 5’inde yine karaciğer yağlanması görülebilmektedir.

İşte hastalığın en önemli ilacı

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki yağlı karaciğer hastalığı için bugün dünyada herhangi bir sağlık otoritesi tarafından onaylanmış özel bir ilaç yoktur. Hastalığın tedavisinde esas olan yaşam tarzı değişiklikleridir. Özellikle beslenmenin düzenlenmesi, fazla kilolardan kurtulma, alkol alımının sınırlandırılması ve düzenli egzersiz tedavinin en önemli ayaklarıdır. Sebze, meyve (ölçülü tüketilmeli), zeytinyağı, susam yağı gibi doymamış yağ kullanımı ön plana çıkartılırken; paketli ürünler, nişasta bazlı şeker içeren ve yüksek enerjili gıdalardan kaçınılmalıdır. Fazla kilolardan kurtulmak ise uzun vadede karaciğer yağlanmasını geriye döndürebilir. Araştırmalar göstermiştir ki vücut ağırlığının yüzde 5 azalması karaciğerdeki yağlanmayı, yüzde 10 azalması ise karaciğer hücresel hasarını durdurabilmekte ve hatta geri döndürebilmektedir. Bunların yanı sıra özellikle eşlik eden hastalıkları olan kişilerde birtakım ilaçlar da tedavide kullanılabilir. Ancak bunun kararının mutlaka bir hekim tarafından verilmesi ve özellikle ne olduğu bilinmeyen ve Sağlık Otoritesi tarafından onaylanmamış ürünlerden mutlaka kaçınılmalıdır.

Mısır şurubuna dikkat!

Son yıllarda ketçap, salata sosları gibi tatlı olmayan gıdalarda bile kullanılan olan nişasta bazlı şeker ciddi bir risk teşkil etmektedir. Avrupa ülkelerinin büyük çoğunluğunda kullanılmayan ya da kesin sınırlandırmalara tabi tutulan nişasta bazlı şeker kullanımında bizde de resmi sınır olmakla birlikte bu oran birçok Avrupa ülkesindeki oranlardan yüksektir. Nişasta bazlı şeker; karaciğer yağlanması oluşumunu hem de var olan hastalığın ilerlemesini hızlandırır. Fazla miktarda tüketildiğinde bağırsak geçirgenliğini artırmakta, bağırsakta değişikliklere yol açmakta ve karaciğerde bazı maddelerin salınımını artırarak iltihabı tetiklemektedir.

Kahve faydalı mı?

Dünya genelinde yapılan araştırmalarda kahve tüketiminin bir kısım hastalıklara karşı koruyucu etki gösterdiği bildirilmiştir. Günlük bir iki fincan kahve tüketiminin karaciğer yağlanması üzerinde de faydalı olduğu bilinmektedir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ