Kelebek Magazin

Hollywood’da yer yerinden oynadı…Tüm dünyayı şoke eden ölümler…

Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden O. J. Simpson’ı, aslında tüm dünya bir cinayetle tanıyordu. Eski eşinin ölümüyle suçlanan ancak kendini aklamayı başaran Simpson’ın ölümü akıllara Hollywood’u sarsan, tüm dünyayı şoke eden ve hatta bazısı onlarca yıl geçse bile hâlâ aydınlanamayan gizemli cinayetleri getirdi.

10 Nisan’da hayatını kaybettiği açıklanan O. J. Simpson, sadece bir Amerikan futbolu oyuncusu ya da aktör değildi. Aslında Simpson’ın tüm dünyada bu kadar tanınmasına neden olan, eski eşinin canice öldürülmesiydi. Amerikan tarihinin en medyatik davalarından biri olan O. J. Simpson cinayet davasının kararı bugün hâlâ tartışılıyor.

Simpson, eski eşi Nicole Brown ve Brown’ın sevgilisi olduğu iddia edilen Ronald Lyle Goldman’ı öldürmekle yargılanmıştı. Simpson’ın aleyhine DNA örenklerinin de olduğu pek çok delil olmasına rağmen dava ırkçılık suçlamalarının karıştığı politik bir hale gelmişti.

Ayrıca Simpson, polislere teslim olacağı gün arabayla kaçmaya başlamış ve polis ile arasındaki kovalamacayı tüm dünya izlemişti. 

Simpson davasında dikkat çeken bir isim daha vardı ki şimdinin medyatik ismi Kim Kardashian’ın babası Avukat Robert Kardashian bu dava ile parlamış ve Simpson’ı savunan avukat ordusu arasında yer almıştı.

Simpson davada suçsuz bulunmuş olsa da iki yıl sonra kurbanların ailelerinin açtığı davada suçlu olduğuna ve 33 milyon dolar tazminat ödemesine karar verilmişti.

Simpson’ın öldüğü sırada hâlâ bu borcun tamamını ödemediği belirtiliyor.

NELER OLMUŞTU?

Nicole Brown ve Simpson 1979’da tanışmış ve 1985’te evlenmişti, ikilinin Sydney Brooke Simpson ve Justin Ryan Simpson adında iki de çocuğu olmuştu. Ancak çiftin evliliği pek de uzun sürmedi. Brown, uzlaşmaz farklılıkları öne sürerek 25 Şubat 1992’de boşanma davası açmıştı. Bunun öncesinde Simpson’ın tacizine uğradığını iddia ederek defalarca polise başvurmuştu ve hatta bu yüzden Simpson da 1989’da tutuklanmıştı. Ancak Brown’ın ebeveynleri evliliğine devam etmesi yönünde baskı yapınca bir süre daha ikili ilişkilerine devam etmişti.

Aryıca ayrılmaları sırasında Simpson, Brown’a; Tawny Kitaen ile devam eden bir yıllık evlilik dışı ilişkisi olduğu bilgisini de vermişti. Simpson’ın bu ilişkisi, Kitaen’in 1989’da David Coverdale ile evlenmesiyle sona ermişti.

12 Haziran 1994’te Brown henüz 35 yaşındayken arkadaşı Ronald Lyle Goldman ile evinin önünde bıçaklanarak öldürüldü.

O. J. Simpson’ın cinayet davası Hollywood’da çok sayıda belgesel ve filme konu olarak defalarca işlendi.

Dünyayı şoke eden, Hollywood’u yerinden oynatan tek cinayet vakası ne yazık ki O. J. Simpson ile sınırlı değil.

1947 – BLACK DAHLIA CİNAYETİ 

Elizabeth Short’un tüyler ürpertici cinayeti Amerika’nın en meşhur çözülmemiş vakalarından biri.

İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonraki yıllarda Hollywood’da ünlü olmayı hayal eden Short, geçimini sağlamak için Hollywood’un pek de parlak olmayan tarafına dahil oldu. Ne yazık ki öldükten sonra belki de hayatta tahmin edemeyeceği şekilde meşhur oldu.

15 Ocak 1947 sabahı Short’un cesedi Los Angeles’taki Leimert Park’taki boş bir arsada bulundu. Vücudu tanınmaz bir hale getirilmişti. Hatta Short’u bulan kişi onun çöpe atılmış bir mağaza mankeni olduğunu düşündü. Short’un vücudundaki tüm kan çekilmiş, bıçak ve kesiklerle işaretlenmişti ve ağzı bir kulaktan diğerine kesilmişti. Ayrıca karnı da açılmış, vücudu ikiye ayrılmıştı.

Short’un cinayeti basın tarafından “Kara Dahlia Cinayeti” olarak adlandırıldı. Polis cinayeti çözmek için 150’den fazla şüpheliyi sorguladı, ödül konulmasıyla beraber asılsız itiraflar ve ihbarlar geldi; ancak cinayet hiçbir zaman tam olarak aydınlatılamadı.

1969 – SHARON TATE CİNAYETİ

Son olarak Quentin Tarantino’nun yönetmenliğini yaptığı ve Brad Pitt, Leonardo DiCaprio ve Margot Robbie gibi ünlü isimlerin rol aldığı 2019 yapımı Bir Zamanlar Hollywood’da (Once Upon a Time in Hollywood) filminde de işlenen cinayet, uzun yıllar gazetelerin manşetlerinden düşmedi.

1969 yılında dünyaca ünlü yönetmen Roman Polanski’nin eşi Sharon Tate vahşice öldürüldüğünde sadece Hollywood değil tüm dünya şoke oldu. 

“Manson Tarikatı”nın lideri Charles Manson’ın verdiği emirle doğum yapmasına iki hafta kalan Tate, yazar Wojciech Frykowski, Abigail Folger, Jay Sebring ve birkaç arkadaşı daha yönetmen Roman Polanski’nin Beverly Hills’teki evinde öldürüldü. Cinayetleri işleyen tarikat üyeleri, duvarlara kanla yazılar yazdı. 8,5 aylık hamile olan Sharon Tate tam 16 yerinden bıçaklanmış ve ölmüş bebeği de karnından dışarı çıkartılmış.

1976 – SAL MINEO CİNAYETİ

James Dean ile Asi Gençlik’te rol alan Sal Mineo, Hollywood’un en umut vadeden isimlerinden biriydi. Henüz 17 yaşındayken Oscar’a aday gösterilerek en genç beşinci aday oldu.

Devlerin Aşkı’nda da rol alan oyuncu dönemin en önemli isimleriyle birlikte çalışma fırsatı buldu, ne var ki zamanla film teklifleri azalarak kariyerinde bir çöküş yaşamaya başladı. Kimileri bunda biseksüel olduğunu açıklamasının etkili olduğunu söylüyor.

Mineo, henüz 37 yaşındayken arabasını evinin otoparkına park ettikten sonra kalbinden bıçaklanarak öldürüldü. Mineo’nun ölümünden pizza dağıtımcısı Lionel Ray Williams sorumlu tutuldu.

1978 – BOB CRANE CİNAYETİ

Ünlüler dünyasını sarsan bir diğer cinayet de Bob Crane cinayeti oldu. Crane, oldukça başarılı bir oyuncu ve radyocuydu. Hogan’s Heroes ile yıldızı parlayan Crane, Arizona’daki dairesinde dövülerek öldürülmüş halde bulundu.

1990’larda Crane’in yakın arkadaşı olan John Henry Carpenter cinayetten yargılandı ancak beraat etti ve dava resmi olarak çözülemedi.

Crane’in şöhreti ölümünden sonra oldukça zedelendi. Crane ve Carpenter’ın kadınlarla ilişkilerini kamera ile kaydettikleri ortaya çıktı. Crane’in oğlu, bu kayıtlar alınırken kadınların haberdar olduklarını ileri sürse de pek çok kadın polisin kendisine ulaşıp bilgilendirmesinden sonra haberdar olduğunu söyledi.

1981 – NATALIE WOOD CİNAYETİ

Asi Gençlik, Batı Yakası’nın Hikayesi gibi birbirinden ünlü yapımlarda rol alan güzel oyuncunun ölümü, resmi olarak cinayet diye adlandırılmasa da özellikle Wood’un kardeşi başta olmak üzere bazı kişiler tarafından cinayet olarak görülüyor.

Efsanevi oyuncu Natalie Wood, 28 Kasım 1981’de eşi Robert Wagner, ünlü oyuncu Christopher Walken ve teknenin kaptanı Dennis Davern ile birlikte çıktığı tekne gezisi sırasında gizemli bir şekilde boğuldu. Cesedi tekneden bir mil uzakta yüzerken bulundu. İlk başta bunun bir kaza olduğu bildirildi, ancak dava 2011’de yeniden açıldı.

Otopsi raporunda, Wood’un vücudunda ve kollarında morluklar olduğu ve sol yanağında bir aşınmanın olduğu, ortaya çıksa da yaralanmaların nasıl ve ne zaman oluştuğu belirlenemedi. Wood’un ölümü sır olarak kaldı. Ancak kız kardeşi Lana Wood, “West Side Story” aktrisinin ölümü için suçlanacak bir kişi olduğuna inanıyor: Natalie’nin kocası Robert Wagner.

Lana Wood, The Post’a verdiği bir röportajda; “Önceden tasarlandığına inanmıyorum. Ama bu, onun yaptığını düşünmediğim anlamına gelmez: Tabii ki yaptı!” dedi.

1998 – PHIL HARTMAN CİNAYETİ

“Saturday Night Live” ve The Simpsons ile ünlenen Phil Hartman da trajik bir şekilde hayatını kaybeden bir diğer ünlü. Evinde uykusunda eşi Brynn Omdahl tarafından vurularak öldürüldü.

Hartman’ın, model ve oyuncu olan üçüncü eşi Brynn ile olan ilişkisi çalkantılıydı. 1986’da tanışan Hartman ve Brynn iyi bir çift gibi görünüyordu. İkiliyi tanıyan bir kaynak, “Her zaman el ele tutuşup gülüyorlardı ve iyi vakit geçiriyor gibi görünüyorlardı” diye anlatıyor. Ancak ikiliyi daha yakından tanıyanlar çiftin sorunları olduğunu biliyordu.

Hartman’ın önceki iki boşanmasını temsil eden avukatı Steve Small, 1998’de Los Angeles Times’a şunları söyledi: “Brynn öfkesini kontrol etmekte zorluk çekiyordu. Phil, zaman zaman onu dizginlemek zorunda kalıyordu.”

28 Mayıs 1998’de Brynn’in madde bağımlılığının cinayet ve intiharı tetiklediğine inanılıyor. Brynn, Hartman’la paylaştığı eve döndüğünde uyuşturucu kullanımı konusunda çiftin tartışmaya başladığı ve ardından Brynn’in çocukları üst katta uyurken 38 kalibrelik tabancayla kocasını biri göğsünden, ikisi başından olmak üzere üç kez vurduğu belirtiliyor.

People’ın haberine göre; Brynn, Phil’i öldürdükten sonra sarhoş ve perişan halde bir arkadaşının evine gitti. Kocasını öldürdüğünü itiraf etti ama arkadaşı ona inanmadı. Daha sonra arkadaşı, durumu kendi gözleriyle görmek için Brynn ile birlikte Hartman’ın evine döndü. Phil’in cesedini bulduklarında 911’i aradılar.

Polis, çiftin 9 ve 6 yaşlarındaki çocuklarını dışarı çıkarırken evin yatak odasından silah sesi duydu ve Brynn de hayatını kaybetti.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ