Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
KelebekMagazin

ÜNLÜLER, MODA MARKALARININ DERDİNE DERMAN OLUR MU?

Burhan Akdağ

Burhan Akdağ

Türk modasında markalaşma sürecinin bir türlü aşılamaması çok mağazalı firmaları çeşitli arayışlara yöneltiyor… Son dönemde bazı markalar koleksiyonlarının yeterince ilgi görmemesi nedeniyle sanat ve sosyal yaşamdan ünlülerin isimlerini öne çıkararak prestij kazanmaya çalışıyor. 

 

Son dönemde bir moda var… Markalaşma sürecini bir türlü aşamayan dolayısıyla da bünyelerindeki tasarımcıların koleksiyonlarıyla istedikleri patlamayı yapamayan bazı markalar sanat ve sosyal yaşam dünyasının seçkin isimlerinin şöhretini kullanarak prestij kazanmaya, ürün satışlarını artırarak mağazalarını ayakta tutmaya çalışıyor…

 

Türkiye’nin önde gelen çok mağazalı markalarının tümü mü böyle yapıyor, tabii ki hayır! Daha çok perakendede sorun yaşayan, şubelerinde satış gelirleri azalan markalar bu yola başvuruyor.

 

Markaların bu yola başvurması derde derman oluyor mu, orası biraz muğlak çünkü mevsim koleksiyonlarını hazırlarken ünlülerin isimlerini prestij amaçlı kullanmanın da birtakım handikapları var. Örneğin bu isimler tam olarak markayla örtüşüyor mu? Gerçek yaşamlarında bu markaları kullanıyorlar mı? Moda birikimleri yeterli mi? Dolayısıyla markalar aslında birer trendsetter olmayan bu ünlülerin önerileriyle doğru yolda ilerliyor mu? Hepsi bir yana bu ünlüler gerçekten koleksiyon hazırlıyorlar mı yoksa sadece imza mı atıyorlar?

 

Hem üretici hem de tüketici için bu soruların yanıtları tam bir muamma…

 

Bu sorular ve benzerleri sosyal medyada da gündem oluşturuyor… Örneğin ünlü blogger Buse Terim 2017 Aralık ayında Instagram sayfasında markalara yönelik eleştirisini şu satırlarla dile getirmiş: “Çok merak ediyorum markalar çalıştıkları isimleri neye göre seçiyor? Seçtiğiniz isimler gerçekten markanızı temsil ediyor mu? Yoksa sadece popüler olması mı kriteriniz? Bu işe 6 sene önce başladığımda markalar özgün, kaliteli, orijinal fikirlerin olduğu lansmanlar, tanıtımlar, projeler yapardı. Şimdiyse bu kriter nerdeyse bir elin parmağını geçmiyor. Bir markanın hedefi sadece dergide çıkmak olmamalı. Şu anki bu tablo vahim. Bu mantalitede olmayan markalarla çalışmak benim gibi insanları mutlu ediyor. Ama bunu anlamayana yapacağını anlatmak bile vakit kaybı.”

 

Terim bu sözlerle kimi hedef almıştı belirsiz ancak yakın dönemde Hadise, Can Bonomo, Arzu Sabancı, Fahriye Evcen, Dilek Hanif, Derin Mermerci ve Yasemin Özilhan Türk moda markalarına koleksiyon hazırlayan ünlü isimlerdi…

 

Ünlülere koleksiyon hazırlatan markaların başını Koton çekiyor… Can Bonomo, Fahriye Evcen, Dilek Hanif ve Arzu Sabancı gibi ünlüler bugüne dek Koton için koleksiyonlar hazırladılar…

 

Jet-set’in ünlü isimlerinden Derin Mermerci 2018’de ünlü moda markası NetWork için bir koleksiyona imza attı. Yine bu sezon jet-set’in ünlü isimlerinden başarılı oyuncu Yasemin Özilhan da İpekyol için bir koleksiyon hazırladı… Türkiye’nin önde gelen pop müzik şarkıcılarından Hadise de 2016’da Twist markası için koleksiyon hazırlamıştı.

 

Türk modasının yaşadığı bu çıkmaza iyi bir örnek olan Ayaydın-Miroglio, markaları İpekyol, Twist ve Machka’nın koleksiyonları için ünlü isimleri kullanmaya ihtiyaç duyuyor çünkü grubun 200’ün üzerinde mağazası bulunmasına rağmen satışlar bir türlü istenilen seviyeye ulaşmıyor… Ayaydın-Miroglio Grubu bu yüzden ünlülerin isimlerinden yararlanarak prestijini yükseltmeye çalışıyor… Mapa ve Tüzün gibi rakipler çok daha az mağazaya sahip olmalarına rağmen satış rakamlarıyla İpekyol’un kadın modasındaki tahtını sallıyor.

 

Peki ne yapmalı?

 

Aslında yapılacak iş çok basit. Amerika’yı yeniden keşfe gerek yok… Marka yönetimini ve PR’ı doğru yönetmek gerekiyor… Markalar hem yurt içi hem de yurt dışında doğru biçimde yönetilirse hem satış hem de prestij olarak marka değeri yükseltilebilir. Devasa üretim ve pazarlama ağına sahip firmaların geçici çözümler yerine yıllara yayılan bir makro planla reklam ve tanıtım ağını yönetmesi şarttır…

 

Yoksa bu geçici çözümlerle çizilen zig zaglar uzun vadede yukarıda saydığımız bazı örneklerde olduğu gibi markaların küçülmesine hatta yok olmasına yol açar…

 

Hepimiz aynı gemide olduğumuza göre, gerek firmalar, gerek medya gerekse son tüketici olarak markalarımıza sahip çıkmalı, onların dünya çapında tanınmasını hedeflemeliyiz… Fasondan modaya geçiş için köprüden önceki son çıkışta olduğumuzu unutmadan herkes üzerine düşeni yapmalı…

 

Burhan Akdağ

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ