Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
KelebekMagazin

MEKÂNIN CENNET OLSUN TAHİR KARDEŞİM!

Burhan Akdağ

Burhan Akdağ

Daha sakin bir dönem olduğu için yıllardır hep bayram öncesi İstanbul dışına çıkar, birkaç günlüğüne de olsa şehrin keşmekeşinden kaçarak kısa bir tatil yapmanın mutluluğunu yaşarım. Her sene olduğu gibi bu sene de öyle yaptım. Aysun’la çocukları Batuhan ve Melis’i alıp yıllardır gidemediğim Alaçatı’nın yolunu tuttuk. Alaçatı’da Alkoçlar Oteli’ne yerleştik. Çok keyifli ve huzur dolu bir tatil geçirmeye başladık. Bir telefon görüşmesi yaparken ikinci bir çağrının sesiyle irkildim. Arayan kadim dostum Barbaros Yüksel’di. Telefon görüşmem biter bitmez hemen Sevgili Barbaros’a geri döndüm. Telefonu kapalıydı, bir kez daha denedim bu kez de meşgul sesi verdi. Üçüncü denememde Barbaros’a ulaşmayı başardım. Merhabalaştık önce ama sesindeki tedirginlikten kötü bir şey olduğunu anlamam uzun sürmedi. Kısa bir bekleyişin ardından kuru bir sesle “Tahir’i, Tahir Yaman’ı kaybettik” diyebildi. Derin bir of çektim ve “Barbaros nasıl olmuş?” diye sordum. Barbaros kısa cümlelerle Tahir’in ani ölümünün nasıl olduğunu anlatırken benim de gözlerimden iki sıra yaş akıyordu. Kızım Lidya ile ayrılığımızın ardından gözyaşıyla bu ikinci ağlayışım oluyordu. Kendimi tutamıyordum, gözyaşlarım Tahir için de adeta sel olmuştu… Beni ilk kez böyle gören sevgili eşim Aysun şoke olmuş, ne yapacağını şaşırmıştı. Daha birkaç hafta önce Tahir ile eşimi tanıştırmış, Tahir’in çarpıcı yaşam öyküsünü o zaman kendisine özetlemiştim… Tahir’i tanıyanlar, nasıl bir insan olduğunu gayet iyi bilirler. Bu satırları okuyan ve kendisini tanımayanlar için sadece şu kadarını söyleyeyim. Herkesin içinde küçükte olsa bir kötü niyet olabilir. Tahir’in benliğinde ise hiçbir zaman kötü niyet olmadı. Tanıdığı herkese mutlaka yardım eli uzatır,  yeni tanışmış bile olsa yapabileceği bir şey varsa mutlaka yapmaya çalışır, kimseyi kırmazdı.

 

Yaşadığım duygusal şokun ardından cenaze töreni için ne yapabilirim diye düşünmeye başladım. Barbaros ile birkaç telefon trafiği yaparak, ne yapılması gerektiğini konuştuk. MGD Başkanı Okan Sarıkaya ile telefon trafiğimiz başladı. Sağ olsunlar Barbaros Yüksel, Okan Sarıkaya, Burhan Zorlu, Yaşar Şenyüz ve Levent Çekiç  organizasyon trafiğini çok iyi yönettiler.organizasyon trafiğini çok iyi yönettiler. Cenaze namazı için Şişli Camii ayarlandı, Yeni Ayazağa Mezarlığı’nda yer bulundu. Netice itibariyle cenaze için Tahir’imize yaraşır bir organizasyon yapıldı.

 

Tahir Yaman seksenli yılların başında içine girdiğim medya dünyasında ilk tanıştığım gazeteci arkadaşlarımdan birisiydi. Tamı tamına 35 yıl öncesine dayanan bu dostluk meşum bir kalp krizi bizleri Tahir’den ayırana dek sürdü. Birçok gazeteci arkadaşımız da mutlaka farkındadır, onun ayakta durabilmek için neler yaptığını çok yakından görüyor, izliyordum.  Tahir’e yardımcı olabilmek için elimden geleni yapmaya çalışıyordum çünkü biliyordum ki bir gazeteciye ancak yine bir gazeteci yardımcı olabilir. Yıllardır tanıştığımız ve yükselmelerinde büyük emeğimiz olan -ve tabii ki astronomik paralar kazanan- kimi şahsiyetlerin, mesleğin emektarları konusunda ne kadar duyarsız ve vurdumduymaz olduklarına o kadar çok şahit oldum ki, ayakları üzerinde durmaya çalışan gazeteci arkadaşlarıma elimden geldiğince destek olmaya çalıştım ve çalışacağım da…

 

Kafamda bu düşünceler dönerken bir yandan da hem internet sitemden, hem de kişisel sosyal medya hesaplarımdan Tahir Yaman’ı kaybettiğimizi kamuoyuna duyurdum. Öyle inanılmaz yorumlar geldi, öyle çok paylaşıldı ki sosyal medya adeta Tahir Yaman’a dair paylaşımlarla doldu taştı.

 

Bu arada Barbaros Yüksel ve Okan Sarıkaya ile telefon trafiğimiz sürüyor, organizasyona ilişkin gelişmeleri anbean öğreniyordum… Şişli Camii seçimi çok isabetli olmuştu. Gelmek isteyenler için hem ulaşımı kolay, hem de çok merkezi konumdaydı. Moda, sanat ve medya dünyasının kalbinde bir noktaydı. Herhalde 40 yıldan fazla bir süre içinde bulunduğu moda, sanat ve medya dünyasının ünlüleri akın ederdi cenaze törenine, bu lokasyon bu açıdan da gayet uygun bir yerdi…

 

Tahir’i son yolculuğuna uğurlayamasam da her şeyi yakından takip ediyor, bunlara kafa yoruyordum. Muharrem Erdemir’i arayıp çektiği fotoğrafları benimle de paylaşmasını istedim. Sosyal medyada cenazenin tüm detaylarını paylaşıyordum bir yandan da…

 

Cenaze namazı tahmin ettiğim gibi çok kalabalıktı. Bu şaşırtıcı değildi çünkü Tahir uçan kuşa bile iyilik etmiş harika bir insandı. Zaten sosyal medyada da herkes Tahir’in bu iyiliklerini öve öve bitiremiyordu. Meslektaşlarımızın yoğun katılım gösterdiği cenaze töreninde şaşırtıcı olan ise sanatçı dostlarımızın – pardon dostlarımız değil sanatçıların – hazır bulunmamasıydı. Oysaki Şişli Camii çoğu sanatçının evine ya da ofisine koşu mesafesindeydi. Bu duruma tabii ki çok üzüldüm, içerledim ama çoğu sanatçıyı tanıdığım ve ne tıynette insanlar olduklarını bildiğim için bu vefasızlığa çok da şaşırmadım…

 

Cenazeyi telefon trafiğiyle Alaçatı’dan izlerken arkadaşlara soruyordum, “Hülya Avşar geldi mi?” Arkasından İbrahim Tatlıses, Kadir İnanır, Orhan Gencebay, Bülent Ersoy peş peşe aklıma gelen tüm ünlülerin gelip gelmediğini soruyordum.

 

Ünlülerin cenazede hazır bulunup bulunmadığını neden merak ediyorum biliyor musunuz? Çünkü Tahir sanatçılarla çok uzun zaman geçirdi, çoğunun ünlü olmasında çok önemli rol oynadı, şöhret basamaklarını tırmanırlarken onlara omuz verdi, emek sarf etti. Ben onu bilir, onu söylerim. Bu ülkede cebinde para olduğu sürece mutebersin, sahip olduğun mevki kadar değerlisin. Hele şöhret hastalığından mustarip kimi zavallıların lügatlarında dostluk, arkadaşlık, vefa kelimeleri hiç yer almıyor.

Eğer bu cenaze Kerim Can Durmaz’ın olsaydı bir çok ünlü kameralara görünmek için o cenazeye akın eder, adeta bir birlerini ezerdi.

Tahir Yaman’ı son yolculuğuna uğurlamak için şişli camisine gelen tüm meslektaşlarıma ve manken ve sunucu arkadaşlarıma teşekkür ediyorum…

Tahir yaman 14.Ekim.2017’de soysal medya’da kendisini nasıl özetlemişti…

 

ŞU ANDA 43 YIL OLDU MESLEKTE.BEN NELER ÇEKMEDİM.SADACE GAZETECİLİKTE DEĞİL ÖZEL YAŞANTIMDA BİR HİKAYE.RAHMETLİ MANEVİ BABAM HASAN PULUR’UN,,ABDİ IPEKÇİLERİN,,EMİN ÇÖLAŞANLARIN,,UGUR DUNDARLARIN,,ORSAN ÖYMENLERİN,ÇETİN EMEÇLERN DÖNEMLERİNDEN GELDİM..YETİŞTIM.KİMSENİNİN ÖZEL HAYATINA NAMUSUNA ZARAR VERECEK HABER VE PARA KARŞILIĞI HABER YAPMADIM.O YUZDEN ALNIM AK DOLAŞIYORUM.BÜTÜN KAPILAR BANA AÇIK.KİMSE BANA YÜZÜNÜ ÇEVİRMEDİ,ARKASINI DÖNMEDİ..SEVENLERİM ÇOK.MESLEĞIMLE İLGİLİ HIRS YAPTIM BELKİ AMA PARA PULA HZMET ETMEDİM.TAPMADIM.BEN BOYLE MUTLUYUM.BİRÇOK KİŞİYE HABERLERİMLE BASIN DESTEĞİMLE OLANAKLAR SAGLADIM
YOLLARINI AÇRIM.TEŞEKKÜR EDENDE SAĞOLSUN,ETMEYENDE.BİLEN BİLİR…..

 

Gazetecinin değerini yine gazeteci bilir. Bakın gazeteci dostları Tahir Yaman’ın ardından neler yazdılar…

 

ÖNDER ÇORLU

“Baba ben de gelebilir miyim?” dedi. “Cenaze oğlum sıkar seni” dedim. “Yanında olmak istiyorum” deyince yaman gazeteci Tahir ustamızla helalleşmeye gittik. Cami, gazeteci dostlarla dolu ne MUTLU. Tahir Yaman’ın ne çok seveni varmış. Oysa biz birbirimizi sevmeyiz, sever görünürüz . (Yaşayanlar beni anlar ). OĞLUM’a Tahir Usta’nın gazeteciliğini anlattığım için beklenti içine girmiş olacak ki sordu “Baba, Tahir Abi’nin haber yaptığı kişiler nerede, niye gelmemişler?” Cami avlusunun her tarafını taradım, utandım. Sahi bir sanatçı bile YOKtu. “Gelmemişler” dedim . Gelen manken arkadaşlara teşekkür ediyorum. Kutluyorum kara gün dostu oldular. Sözüm ünlü olanlara, şöhret olanlara. Bir diğer sözüm magazinci olmak varmış diyenlere.  Bir daha düşünün derim. Sen varsan varsın, yoksan zaten hiç olmamışsın. Sivri sinek saz. (burası yeri değil ) …. Ne desem az. Biz aileyiz diyorlar ya neyse. Güle güle kardeşim, abim Tahir’im.  HAKKIM VARSA HELAL OLSUN. MEKÂNIN CENNET OLSUN.

 

HULUSİ TUNCA

45 yıllık meslek yaşamımda muhabirinden genel yayın yönetmenine yüzlerce meslektaşım ile ya çalıştım, ya rakip oldum. Hepsi Bab-ı Ali yokuşunu çıkana kadardı. Yokuşu indik mi ne rekabet kalırdı ne başka bir şey.
İçlerinde biri vardı ki; yokuşun başına çıktığmızda da akşam olup indiğimizde de çalışkanlığından, efendiliğinden en küçük bir sapma olmayan sevgili Tahir Yaman. Soyadı gibi ‘yaman’ gazeteciydi Tahir Yaman.
Acele etti. Adeta atlatma bir haberi gazetesine, dergisine yetiştirircesine…
Seni çok özleyeceğiz be Tahir’im..
Cennet mekanında ışıklar içinde uyu..
diyeceğim ama sen gerçek bir gazetecisin, her an her şey olabilir diye…
Orada da gözünü bile kırpmazsın..

 

 

SON SÖZ:

Tahir’ciğim ne çok dostun varmış, ne çok sevenin varmış,  ne çok kalplere girmişsin! Herkes seni yazıyor,  herkes seni konuşuyor.  Vefatın gündeme adeta bir bomba gibi düştü. Nurlar içinde yat,  mekânın cennet olsun. Güle güle değerli kardeşim, meslektaşım, arkadaşım…

 

Adam gibi adam Tahir Yaman.

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ