KelebekMagazin

Kısa Devre

Faruk Erbaşlı

Faruk Erbaşlı

Hepimiz kardeş isek birbirimizin

Anasına bacısına neden küfrediyoruz ki?

Küfür…Cumhuriyetinin yüzüncü yılını kutlamaya hazırlanan bir ülke için ağıza alınabilecek, aklın ve mantığın asla kabul edemeyeceği bir olgu..Ama gelin görün ki küfür, Türkiye’de halk tarafından  öylesine bir kabul görmeye başladı ki, milyonlarca “erkek ağırlıklı” bir kitle, hemen her gün birbirilerinin  anasına-bacısına yada kızına veya kız kardeşine küfür yoluyla “sanal tecavüz” ediyor  maalesef. Peki insanlar neden küfrederler..Ya da küfreden insanlar neden bir toplum tarafından böylesine kabul görür acaba?..Bu durumun içinden nasıl çıkılır  bilemiyorum ama, ben çocuk iken birçok babanın henüz çocuk yaştaki oğluna “Hadi oğlum falanca amcaya bir küfret” diyerek bu çirkin öğretinin tohumlarını aile içinde ektiğini dün gibi hatırlıyorum..Aynı baba yada anne, erkek çocuğunun plajda cinsel organını göstere göstere oynamasından büyük zevk alırken, aslında küfürbaz bir çocuk yetiştirme hevesini mi gideriyordu acaba yalnızca?. Hani diyordum ki “-Ya kaçıncı yüzyıldayız,okullarda bu iş düzelir nasıl olsa diye düşünüyordum ama nafileymiş…Ailede başlayan küfür furyası okullarda daha da bir azmaya başladı..Öğrenciler birbirlerine küfrettikleri yetmiyormuş gibi, önce kız arkadaşlarına, sonra öğretmenlerine küfretmeye başladılar..İşin en acı yanı da bu küfür kervanına bir süre sonra kız öğrencilerin de katılmış olmasıydı. İlk duyduğumda kulaklarıma inanamamıştım..15  yıl kadar önceydi…Kadıköy’de bir berber dükkanının önünde  sıramı bekliyordum..Tam da önümden geçen dört liseli kız ve bir erkek öğrenci bağrışarak konuşmaya başladı..Ardından  kızlardan birisi diğerlerine makat anlamına gelen organını alt-üst etmez mi..Önce yanlış duyduğumu zannettim. Ama küfürlerin  ardı arkası gelmiyordu. .Kızlar birbirlerine sinkaflı  küfrediyorlardı. İşte o anda işin kontrolden çıktığına gözlerimle ve kulaklarımla tanıklık oldum…  Bu olayın toplu  ve en utanç verici olanını yine Kadıköy”de sadece kadınların ve çocukların stadyuma alındığı bir Fenerbahçe maçında tanık olduk hepimiz. Binlerce kadın yanlarındaki  oğullarından utanmadan toplu halde bir erkeğe küfredebiliyordu…Hatta oğluna da küfretmesi için telkinde bulunabiliyordu..Bu dünyanın hiçbir ilkel toplumunda dahi rastlanılamayacak kadar aşağılık bir davranıştı bence…Tabi bundan önce hepimizin ağzı açık dinlediği o meşhur Tolga olayı patlak vermişti değil mi?.. Hatırlarsınız;  Hugo diye bir yarışma vardı televizyonda..Tolga da sevimli mi sevimli bir sunucuydu..Ve de işini çok güzel yapıyordu bence. Ama  bir gün yarışmacı çocuklardan birisi oyunu kaybetti ve ana avrat demeden bastı ekrandan küfürü. Hem de canlı yayında. Tabi Rütük olayı vardı. Tolga işi kurtarmaya çalıştıysa da,çocuk bu kez de Tolgaya da giydirdi bir güzel…Televizyon ekranlarında izlediğim en kaygı verici manzaraydı benim için. Reyting düşkünü medya bu konuyu ballandıra ballandıra anlattı günlerce. Halbuki ver geç değil mi?..Hatta hiç verme o küfürü..Sadece olayı anlat.. Hepimiz anlarız ne olup bittiğini herhalde değil mi?,Yoooook,,, Evire çevire yayınladılar o çocuğun ağzından o iğrenç  küfrü.  Çocuk da sözlerinin çok önemli olduğunu düşünmeye başladı ister istemez..Ya da kendi ayıbının altında kaldı yıllarca bilemiyorum artık.,…Ama hiç sanmıyorum.  Küfretmeye devam etmiştir büyük bir ihtimalle.. O günden bugüne geldiğimizde manzara şu; Bizim apartmanın bahçesinde her gün dörtlü beşli gruplar halinde çocuklar oyun oynar..Oyun dediysem bizim dönemimizle yada on yıl öncesiyle hiç alakası yok..Ellerinde cep telefonu bebeler, pokemon avcılığı peşindeler.. İki dakikada birbirbirlerinin analarına tecavüz etmek istediklerini söylüyorlar..Yok yani yapamıyorlar bir türlü.. Küfretmeden konuşamıyorlar.. İşte iş bu noktaya kadar geldi. .Bu sadece çocukların dramı değil aslında..Bir de yetişkin erkeklerin , yetişkin kadınların, sanatçı dediğimiz o kaymak tabakasının küfür pompalaması var bu topluma.. Medyanın küfre verdiği prim var bu ülkede..Tv dizilerinde eli silahlı bağıra bağıra konuşan, sağa sola koşuşturan ya da lüks arabalarla sürat yapıp asık suratlarıyla iğrençleşen, küfürbaz  erkek oyuncular var…Sözüm ona erkek olacaklar ya…Ha unutmadan söyleyelim , balık baştan kokar diye bir söz var değil mi? .Bu ülkede Başbakan ve Cumhurbaşkanlığı görevindeki bir erkeğin bir başka erkek vatandaşına “Ananı da al git “ dediğini hepimiz biliyoruz… Ana muhalefet liderimizin “Önüne yat” sözünü fırsat bilip her fırsatta  rakip partililerin kadın üyelerine uyarlama gayretini de hatırlayalım.. Sayın Bahçeli’nin   çaklı çüklü hatırlatmaları hala kulaklarımızda.. İsterseniz  25  yıl kadar öncesine gidelim ve rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal”ın “Küçük Turgut” yakıştırmasını da anımsayalım

 

Küfrün aile içindeki durumu da sokaklardan hiç farklı değil. ..Kendi öz kızına  fahişe diyebilen anne ve babalar biliyorum….Ya da babası veya annesine burada yazmaya utandığım birçok iğrenç kelimeyle karşılık veren gençler biliyorum…Kısacası Türk Milli Eğitim Bakanlığı, kendisine emanet edilen bu toplumu, bu çocukları ve bu gençliği eğitemediği gibi kendisi bizzat yoldan çıkmıştır..Lise ve denge okullarda sınıflarda neler oluyor?.Kadın öğretmenlerin öğrenciler tarafından cinsel taciz  yağmuruna tutulduğuna hepimiz sosyal  medyada tanık oluyoruz.. .Aileler ahlak ve terbiye dersinden komple sınıfta kalmışlardır..Öğretmenler bilgi ve  öğretme yeteneğinden yoksun  oldukları için onlar maalesef cahil kalmışlardır.  Sanatçılar..Hani “Biz topluma örnek olmalıyız” diyen o sanatçı topluluğu..Sizler de maalesef  alt yapısı çürük bir yapının ürünleri olduğunuz için küfür kültürüne çok ama çok büyük katkılarınız oldu..Sizleri kutluyorum..Ve medya..Küfredenleri eleştirmeyip  reyting uğruna onlara prim verdiğiniz için çok büyük vebal altındasınız..Ve tabi ki de adına sosyal medya denilen platformlarda  küfürü paylaşan zavallılar..Unutmayın ki bir gün size yapılan bir küfür de o ortamda karşınıza çıkabilir..Lütfen biraz terbiye..

Küfredenlere diyorum ki; tecavüzcü olarak zaman zaman karşımıza çıkan birilerinden farklı olduğunuzu düşünüyorsanız eğer, birbirimizin anasına ,bacısına ,kızına küfür etmeyin.  Sanal tecavüze yeltenmeyelim.Küfredenleri dışlayalım en azından..Eğer Hepimiz Adem ve Havvadan gelmiş isek yani biyolojik olarak da kardreş isek, yada kuzen..O zaman küfrettiklerimiz kim oluyor bir düşünün.. Kardeş falan değilsek o zaman suçu günahı olmayan kadınlara küfrederek potansiyel tecavüzcü sinyallerini vermiyor muyuz?

.Ediz Hun’a Hülya Koçyiğit’e Türkan Şoray’a, Emel Sayın’a, Ata Demirer’e Beyazıt Öztürk’e küfürsüz bir yaşamı yansıttıkları için teşekkür  ediyorum.. Ama rahmetli Zeki Müren’i , Bülent Ersoy’u  Yıldız Tilbe”yi Mehmet Ali Erbil’ i ve Sıla’ya küfreden Davut Güloğlu’nu  kınıyorum..Zaga’yı kınıyorum. Rahmetli  Tarık Akan da küfredermiş..Ama ben hiç duymadım..Çünkü biz burada ulu orta yapılan hatta medya üzerinden küfür kültürünün yayılmasına katkıda bulunan dangalaklardan söz ediyoruz..Tarık Akan”ı rahmetle anıyor ve onu sinema  dünyasına adım atan ve atacak olan gençler için rolmodel olduğunu üstüne basa basa söylüyoruz.  Teşekkürler Tarık Akan.. Mekanın cennet olsun.

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ