KelebekMagazin

” Kadın ve Anayasa “

Birçok sayımızda mevcut yasalarımız ve uygulama da kadın hakları bakımından ilgili yasaların çeşitli hükümleri hakkında bilgilendirmelerde bulunduk.

Semra Yıldız

Semra Yıldız

Sevgili Bonjour Dergisi Okurları,

Birçok sayımızda mevcut yasalarımız ve uygulama da kadın hakları bakımından ilgili yasaların çeşitli hükümleri hakkında bilgilendirmelerde bulunduk. Tüm bu yasalar, uygulanmaları, temel hak ve hürriyetlerimizi Anayasa’ dan alıyoruz. Anayasa hayatımızın her alanında yaptığımız her iş, adım, eğitim, sağlık vs. tüm haklarımızı kullanmamızı güvence altına alan temel bir metindir.

Anayasa “Devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama erklerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların hak ve ödevlerini, özgürlüklerini saptayan ve düzenleyen, yasa sıralamasında en önde gelen yasa” demektir.

Tüm yasalar kanunen Anayasa uygun olmalıdır. Tüm medeni hukuk hükümleri dahil, kadın hakları ile ilgili tüm yasalar ve hükümleri Anayasa’ ya aykırı olamazlar. Bu nedenle Anayasalar, bir toplumu oluşturan devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan “herkes” i kapsayan, koruyan ve hiçbir şekilde yurttaşlar arasında ayrım yapmayan temel, bağlayıcı yasalardır. Tüm medeni ve diğer kanunlar Anayasaya uygun olmak zorundadır.

Anayasa herkesi kanunlar önünde eşit görür. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 10. Madde “ Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” Hükmüne amirdir.

Yani Anayasa tüm yurttaşları cinsiyeti dini, dili, ırkı, tercihleri ne olursa olsun eşit gören hükümler ile devleti bağlar. Tüm hak ve hürriyetlerimiz ile kadın-erkek eşitliği de Anayasamızca güvence altına alınmıştır. Anayasalar, temel hak ve özgürlüklerimizi güvence altına alan, bağlayıcı bir metindir. Bu yasanın üzerinde başka bir yasa yoktur. Ta ki; Bunun yanında, Uluslararası sözleşmelere taraf olmayalım. Yani, uluslararası sözleşmeleri imzalayan ülkeler de Anayasalarını bu sözleşmelere uyumlu hale getirmelidirler. Uluslararası sözleşmeye taraf olmakla kısmen Anayasanın da üstünde sayılırlar.

Uluslararası sözleşmelere taraf olmak da bu anlamda önce yurttaş olarak bize, biz kadınlara büyük güvenceler sağlamaktadır. Çünkü anayasa ve uluslararası sözleşmeler, tecrübelere, gerçeklere dayalı, toplumsal çalışmalar ve öngörüler neticesinde, uzlaşı ile hazırlanmış ve çoğunlukla mağduriyetlerin giderilmesi adına, bana göre koruyucu, önleyici ve bağlayıcı sözleşmelerdir. Tüm taraf devletler bakımından sözleşmeye konusu hakkında uzlaşma sağlandığının en önemli göstergesidir.

Kadının temel hak ve özgürlükleri bakımından Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını da bağlayan Uluslararası metin Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ne Türkiye Cumhuriyeti, 1985 yılında taraf olmuştur. Söz Konusu Sözleşmenin temel hedefi: Toplumsal yaşamın her alanında kadın erkek eşitliğini sağlamak amacıyla kalıplaşmış kadın-erkek rollerine dayalı ön yargıların yanı sıra geleneksel ve benzer tüm ayrımcılık içeren uygulamaların ortadan kaldırılmasını sağlamaktadır. Bu sözleşme 1981 yılında yürürlüğe girmiş Türkiye Cumhuriyeti 4 yıl sonra imzacı ve taraf olmuştur. Bu sözleşmeye taraf olmakla Anayasa nın da üstünde bir yasa/sözleşme olduğunu kabul etmiş sayılmaktayız. Bu sayede kadına karşı herhangi bir ayrımcılık durumunda eğer sözleşme ve anayasa ya da yasa metni çelişmesi halinde, uluslararası sözleşme uygulanacaktır. Bu da toplumsal bir güvence anlamına gelmektedir. Ama bu sözleşmelere taraf olmak ve üstün kabul etmek yetkisi de yine Anayasasının kendisinin verdiği yetkilerle mümkün olmaktadır.

CEDAW Sözleşme giriş metni aynen şu şekildedir. “ Bu sözleşmeye taraf devletler, Birleşmiş Milletler şartının temel insan haklarına insanlık onuru ve insanın değeri ile erkeklerin ve kadınların haklar bakımından eşitliğine olan inancını yeniden teyit ettiğini kaydederek anlaşmışlardır.”

Devletler arası anlaşma sağlamak, sözleşmek, bunu imza altına almak metne dökmek ve yasaların üstünde saymak, bu uluslararası hukuki güvencede olduğumuzun göstergesidir ve çok önemlidir.

Yani kanunlar, metinler, biz kadınların daha önce de irdelediğimiz birçok kanunda lehimize olan haklarımıza kavuşmamızda hayati önem taşır. Ülkemizi, geleceğimizi, daha da ileriye taşımak adına medenileşmek ve çağdaşlaşmak, genç ve fikri hür vicdanı hür nesillere yetişmesine ön ayak olmak adına saydığımız anlattığımız tüm haklarımız anayasa ve uluslararası sözleşmeler ile özellikle Avrupa sözleşmeleri ile güvence ve koruma altına alınmıştır.

CEDAW, kadını cinsiyeti ile tanımlamaz.
Bu sözleşmede kadın hakları başka yasalardan farklı olarak, kadının toplumsal durumuna atıf yapar.

Sözleşme, kadının insan haklarından her türlü şekilde, tam ve gereği gibi eksiksiz, yararlanamadığı tespitleri ile hazırlanmıştır. Devletler bir araya gelerek ve bu sözleşmeye imza atarak, aslında kadının daha temel de hak ve özgürlüklerine kavuşmakta dahi sorun yaşadıklarını ve koruma altına alınması gerektiğin, ayrımcılığın ortadan kaldırılması gerektiğini tespit etmiş olmaktadırlar. Temel hak ve özgürlükler bakımından, kadına karşı ayırımı cinsiyete bağlı olarak yapılan ayrımın ortadan kaldırılması için söz verme sözleşmesidir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve CEDAW, kadın da insandır, cinsiyet farkı nedeniyle hiçbir ayrımcılığa tabi olmayacağının garantisini veren büyük güvencelerdir. Ama yine yinelemek isteriz ki, bu güvence sözleşmelere de taraf olmak Anayasanın verdiği yetkiyle mümkündür. Bu nedenle; kadın-erkek eşitliği üzerinden başlayarak, kadının hayatının her alanında ayrımcılığının kalkması, kadın-erkek arasında fırsat eşitliği, karar mekanizmalarında kadının rolünün daha fazla olması, çalışma hayatında daha çok yer alması gibi, geçmişten günümüze AVRUPA BİRLİĞİ SÖZLEŞMELERİ, büyük çalışmalar yapmakta ve sözleşmeler hazırlamaktadır. Bir gün Uluslararası sözleşmelere taraf olmama hükmü getirilerek, Anayasanın ilgili hükümleri değiştirilerek bu haklardan faydalanma haklarımız da elimizden alınabilir. Atatürk ve devrimci arkadaşlarının yıllarca emek vererek, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu ile ülkede çağdaş uygar bir toplum düzeni ve demokratik bir hukuk devleti yaratmayı başardıkları, uluslararası uzlaşmaya bütünleşmiş Türkiye Cumhuriyeti’ne ve emeklerine sahip çıkalım.

Ama son yıllarda kadın erkek eşitliği açısından aynı anlayış ve kararlılığın devam ettiğini söyleyebilmek ne yazık ki mümkün değildir. Özellikle yeni Anayasa çalışmaları için.

Demem o ki; kadınlar, hemcinslerim, genç kızlar, kız çocukları, bizim en temel haklarımız olan, istediğimiz yaşta evlenmek, istediğimiz eğitimi almak, istediğimiz mesleği icra etmek, istediğimiz kadar çocuk doğurmak, çocuklarımıza vereceğimiz eğitimi, biçimini şeklini kendimiz belirlemek, boşanma hakkımızı kullanmak, seçme ve seçilme haklarımızı kullanmak, seyahat etmek gibi en temel, en basit haklarımızı bize Türkiye Cumhuriyeti Anayasası sağlıyor.

Anayasa var ise, Uluslararası sözleşmeler var. Anayasa var ise, bize verilen seçme seçilme hakkı var, eğitimden eşit yararlanma hakkı var, çalışma hakkı var, erkeklerle eşit ücret alma hakkı var, 18 yaşından önce evlenmeme hakkı var, seyahat etme hakkı var, çocuk doğurmak ya da doğurmamak hakkı var var var… Bu yüzden Türkiye Cumhuriyeti Anayasası var ise biz varız kadın var, okula giden kız çocuğu var, çocuk gelinler yok olmayacak artmayacak, azalacak, eğitim artacak, eşitlik artacak, şiddet azalacak, özgürlük ve demokrasi artacak, kadın cinayetleri azalacak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası var ise, biz varız, kadın var, ana var, kız çocuğu var, çocuk istismarı yok, çocuk gelin yok, çocuk gelin olmayacak….

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ