KelebekMagazin

20’lik dişleriniz altın değerinde… Sakın çektirmeyin

Faruk Erbaşlı

Faruk Erbaşlı

20’lik dişleriniz altın değerinde… Sakın çektirmeyin

Düne kadar hiçbir işe yaramıyor gerekçesiyle genç yaşta çektirip attığımız yirmilik dişlerimizin aslında müthiş bir görevi olduğu implantla birlikte ortaya çıktı. Diğer dişlerinize zararı yok ise yirmilik dişlerinizi bırakın çektirmemeyi onlara gözünüz  gibi bakın. Zira çürümeye  en yatkın olan en arkadaki azı dişinizi kaybettiğinizde, yenisi için köprü bağlantısı yaptıracak yirmilik dişiniz yerinde değilse pamuk eller cebe. Hoş geldin implant.

Ağzımızda neden 29 veya 33 değil de 32 diş var.? Hamile kadınlara diş tedavisi neden sakıncalı? Göz ya da kulak ağrınızın nedeni dişinizdeki çürüme olabilir mi? Ağız bölgesindeki bir iltihap kalp krizine yol açar mı? İşportada satılan sahte diş parlatıcıları dişlere nasıl zarar veriyor? Ağrıyan dişinize karanfil basınca ne olur? Diş bakımı yapan yiyecekler nelerdir? Diş fırçalamada en önemli yanlışı nerede yapıyoruz?  Ağız kokusunun kaynağı nerede gizleniyor?

İstanbul  Kartal’da  yakın tarihte hizmete giren bir diş polikliniğinden söz  etmek istiyoruz sizlere..Adı “Diş bahçesi..” Peki neden “Diş bahçesi”?..Bu sorunun yanıtını kliniğin sahibi Diş Hekimi  Özcan  Akbudak  şöyle yanıtlıyor.

-“İnsan bedeninde bir  bahçe var ise; orası kesinlikle ağız ve diş bölgesidir. Mis gibi kokan bir nefes, papatya gibi açan dişler, kırmızı gül gibi taptaze bir görünüme sahip dişeti  bölgesi  ve de gülümsemeyle birlikte ortaya çıkan o muhteşem fotoğraf..Tabi ki  finalde, karşı cinsle yapılan en romantik ilk temas..Yani İlk öpücük..işte tüm bunları bir araya getirdiğimizde insanın ağız ve diş bölgesi gerçekten de bedenimizin  en görsel  alanıdır. Kısacası vücudumuzun  bahçesidir. Bizler ise bahçe sahibiyle birlikte orada çalışan bahçıvanlarız.. Görevimiz diş bahçemize, mis gibi kokuların yayıldığı, sağlıklı ve pırıl pırıl bir görünüm  kazandırmaktır. O nedenle kliniğimizin adını diş bahçesi koyduk.”

-Hep merak etmişimdir ağzımızda neden 32 diş vardır diye..Yani neden 29 yada 33 değil de 32 acaba?

-“Bu sorunun yanıtı bence yok ..Yani el ve ayak parmaklarımızın sayısı neden 20? Eğer bu sorunun yanıtını biliyor isek o vakit diş sayısının da neden 32 olduğunu açıklayabiliriz. Tamamen ilk insandan günümüze genetik yapımızın gösterdiği gelişimle ilgili bir konu.”

-20’likleri saymaz isek aslında 28 dişe sahibiz değil mi?

-“Evet günümüzde 20’lik dişler alelacele çektiriliyor ve diş sayısı 28’e inmiş oluyor. Aslında son yıllarda yeni nesilde nadiren de olsa yirmilik dişlerin hiç çıkmadığına tanık oluyoruz. Beslenme bozuklukları nedeniyle  yirmilik dişler tamamen kemik içinde kalabiliyor ve diş sayısı bu aşamada otomatikman 28’e inmiş oluyor. Bu durum  normal değil. Yani sağlıklı bir değişim değil.”

-Peki sağlıklı olanı ne?

-“Sağlıklı olanı diğer dişlerle birlikte yirmiliklerin de çıkması. Ve mümkünse son çare olarak çektirme yoluna gidilmesi. Bazı hastalar nasıl olsa bana bir faydası yok diye hekimlerimizin de tavsiyelerine uyarak  henüz hiçbir zararı yok iken alelacele yirmiliklerden kurtulma yoluna başvuruyor. Bence bu doğru değil. Yirmilikler ancak diğer dişlere ya da kendisine zarar verdiği tespit edildiğinde çekilmeli. Çünkü sağlam ve zararsız yirmilikler  köprü ve protez  tedavilerinde destek alınan dayanak, yada ayak görevini üstlenebilirler. Sağlam bir yirmiliği çektirerek aslında  köprünün bir ayağını yok etmiş oluyorsunuz. Sonunda  yirmiliğin hemen önündeki azı dişinin çekilmesi durumunda o bölgeye, adına implant dediğimiz çivi çakmak  zorunda kalıyoruz. Yani yirmilik dişlerimiz o kadar da zararlı değiller aslında. Hatta çok da faydalı. Bu nedenle yirmiliklere gözünüz gibi bakmanızda fayda var. Ancak ne yazık ki diş fırçası ile yirmiliklere ulaşmak çok zor oluyor. Dolayısıyla  temizliği de ihmal edilmiş oluyor. Bu şartlar altında doğal olarak çürüme başlıyor. Çürüme başlayınca da çekmek zorunda kalıyoruz.”

-Diş bakımı ne zaman başlar?

-“Diş bakımı bebeklikten de önce anne karnında başlar. Hamilelik döneminde anne adayının aldığı  ilaçlar ve  Tomogrofi gibi radyasyon içeren tetkikler, ceninin  diş yapısında  ciddi sorunlar yaratabiliyor. O nedenle anne adayları diş tedavilerini hamile kalmadan önce yaptırmalılar. Hamile bir kadının üçüncü aydan önce düşük, altıncı aydan sonra da erken doğum yapma riskini yaşamaması için diş tedavisini ya hamilelik öncesi tamamlaması gerek, ya da hamileliğinin dört, beş ve altıncı ayları içinde yaptırması daha uygun olur.  Özellikle de kliniklerdeki hasta koltuğu, yapısı gereği hamilelerin zorlanabileceği bir konumdadır. Hastanım kendini kasması ve stres de risk faktörünü arttıran nedenler arasında.”

-Hamilelik döneminde kadınlar ne gibi ağız ve diş sağlığı sorunlarıyla karşılaşabiliyorlar?

-“Hamilelikte özellikle ağız kuruluğu, diş eti şişmesi, kalsiyum kaybı, çürümeye yatkınlık ve tükürük azalması gibi sorunlar yaşanıyor. Hamileler her ilacı alamadıkları için bazı rahatsızlıklara müdahale de edilemiyor. Örneğin tükürüklerin azalması ağız bölgesinde zararlı bakterilerin çoğalmasına neden olabiliyor. Hamileler doğuma kadar geçen süre içinde kesinlikle TETRASİKLİN  grubu antibiotikleri almamalılar. Aksi halde bu antibiotikler çocuğun ve annenin dişlerinde lekeler oluşmasına neden oluyor. Diş yüzeyleri  tırtıklı ve sarı bir görünüm kazanıyor.”

-Çocuklarda süt dişleri çıktığında nelere dikkat edilmeli?

-“Süt dişlerin bakımı yapılmaz ise alttan gelen yeni dişler sağlıksız çıkar. Süt dişlerin kendiliğinden düşmesi beklenmeli. Bazı anne-babalar sallanan dişi zorlayarak yerinden söküyor. Bu yanlış. Zorla çekilen süt dişinin yerine gelecek olan asıl dişin eğri yada çarpık çıkmasına neden olunabiliyor çoğu kez. Süt dişleri de normal dişler gibi temizlenmeli ve bakımı yapılmalı. Düşecekse de kendi haline bırakılmalı.”

-Vücutta  hissettiğimiz herhangi bir rahatsızlık aslında dişimizden kaynaklanıyor olabilir mi?

-“Ağız bölgesindeki  bir iltihaplanma olayı, kendi çevresi yerine  vücudumuzda  bir başka organımızı rahatsız edebilir. Çünkü insan vücudunu saran sinirler belirli bir yol izleyerek birbirine bağlı olarak dağılırlar. Bu dağılma farklı organlara bağlı olduğundan diş yada ağız bölgesindeki bir arıza, örneğin göz veya kulakta hissedilebilir. Ya da ağız bölgesinde bir iltihap, eklem romatizması veya kalp kapakçığı enfeksiyonu olarak karşımıza çıkabilir.”

– Gecenin bir vakti diş ağrısı çeken bir kişi, ağrı kesici almasına rağmen acı içinde kıvranıyor ise sabaha dek  yapabileceği hiçbir şey yok mu?

-“Elbette var. Karanfil çiçeği toz haline getirilip bölgeye bastırılabilir. Genellikle erkek hastalarımız alkollü içkilerle gargara yapma yoluna başvuruyorlar. Tavsiye etmiyoruz. Zira alkol diş etlerine zarar vermektedir.  Ama ağrıya dayanamayanların bu yola başvurduklarını biliyoruz.

-İşportaya düşen diş parlatıcıları ne kadar sağlıklı?

-“Kesinlikle sağlıklı değil. Ne olduğu belli olmayan ve parlatıcı diye satılan birtakım tozların bilinçsizce kullanıldığını biliyoruz. Bu tozlar dişin dış yüzeyini yani mine tabakasını tahrip ediyor. Çizikler oluşturuyor. Belki ilk kullanıldığında bir parlaklık kazanıyor ama daha sonra çiziklerin arasındaki boşluklar sararmaya başlıyor. Tıpkı  fırça ile yıkanan otomobilin kaportasının çizilmesi gibi .Parlatma işi kesinlikle diş hekimlerine yaptırılmalıdır.”

Hemen herkesin kabusu olana ağız kokusu nereden geliyor?

-“Ağız kokusu gençlerin kabusu. Ama bilinen bir gerçek var ki o da kokunun kaynağının yüzde yetmiş oranında ağız ve diş bölgesinden kaynaklandığıdır. Çürük dişler, özellikle de dolgu altında gizlice ilerleyen ancak muayene sonucu anlaşılabilen çürümeler o dayanılmaz ağız kokusuna neden oluyor. Protezlerde gevşeme ya da diş taşları içindeki bakteriler de aynı kokunun nedeni olabiliyor. Gençler dolgu altında ilerleyen çürüklerin farkında olmadıkları için kokunun mideden kaynaklandığını düşünerek sürekli bir şeyler atıştırmak veya fıs fıs dediğimiz bazı zararlı spreyler kullanma gereği duyuyorlar.  Yaşlılar ise kokunun ilerleyen yaşlarıyla ilgili olduğunu sanıp yaşamlarına o şekilde devam ediyorlar genellikle. Yaşlılar, sağlıklı dişlere sahip olmadıkları durumlarda besinleri çiğnemeden yutma yoluna başvuruyorlar. Bunun soncu olarak besini öğütme ve eritme  işi mideye yüklenmiş oluyor. Ardından da doğal olarak sindirim yolu rahatsızlıkları başlıyor.”

-Dişlerimizin dostu olan yiyecekler nelerdir?

-“En başta elma. Sonra havuç,ceviz ve fındık..Soğan ve sarımsak ile tüm lifli gıdalar dişlerimizi adeta temizler. Elma ve havuç antiseptik özelliği taşır.  Fındık ise içeriğindeki yağ nedeniyle zararlı  bakterileri bir araya toplar.”

-Diş fırçalamanın zamanı var mı?

-“Evet var. İnsanlar genellikle yemekten hemen sonra soluğu lavaboda alırlar ve dişlerini fırçalamaya başlarlar. Oysa diş fırçalama işi yemeklerden yaklaşık 20 dakika sonra yapılmalıdır. Peki neden? Çünkü yediğimiz yiyecekler ağzımızdaki Ph seviyesini düşürmekte. Diş etlerimiz ve dişimizin dış yüzeyleri yumuşamış olduğundan fırça darbeleri ve macunun kimyasal etkisiyle aşınmaya yatkın bir haldedir. Bu nedenle  yemekten sonra 20 dakika kadar  bekleyip ağzımızdaki Ph seviyesinin yükselmesinden sonra fırçalama işlemine geçmeliyiz. Ya da illaki fırçalayacak isek bir parça peynir yiyerek  Ph seviyesini yükseltip ardından fırçalayabiliriz.”

Diş tedavilerinin pahalı olmasının temel nedeni nedir?

-“Parlatıcı, porselen,  protez ve implant gibi tedavilerde kullanılan malzemelerin yurt dışından ithal edilmesi  nedeniyle maliyet  ciddi oranda artmakta. Yerli ürünler ise bir süre sonra şikayetlere neden olmaktadır. Burada tercih hastanın kendisine aittir. Tabi bize sorduklarında  hastamızın konforlu yaşamı için kendilerine ithal ürünleri tavsiye ediyoruz. Ama tüm bu masraftan kurtulmanın yolu yok mu? Elbette var. Sağlıklı beslenmek. Küçük yaşlardan itibaren ağız ve diş temizliğimize ve bakımına özen göstermeliyiz.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ